Sıradan mazlum bir gecenin ardından çantasına (anahtarını çıkarmak için) elini soktu. Gözle görülmeyen sıradan eşyalarına, karambole bir şekilde dokunarak kendisinin evi dediği yere girişini sağlayacak metal parçasını buldu. Kapıyı gıdıklarmışçasına bir hareket yaparak kendi cennetinin kapısını araladı. Samimiyetsizliğin ve yalnızlığın olduğu karanlık ve ilgi çekici koridor onu karşılamıştı. “Cennet böyle olmamalıydı!” dedi kendine. Bir ayağı diğer ayağının ırzına geçmeye çalışırken elinde mevcut olan boş parmaklarıyla sarayının tek ışığını açmaya koyuldu. Kendisi gelmeden dedikodusu gelen ışıktan sonra keselerini masa üstüne boşaltıp ellerini suyla dans ettirmeye başladı. Sevgilisinin kucağına atlar gibi atladı yatağa. Yorgundu… Dünyayı boş verip o an kapatacaktı gözlerini. Ayağını rahatsız eden bir soğuk hissetti, titredi. Kapı açıktı…