Çevre ve Algı üzerine deneme

İnsanın olduğu her yerde çöp görme olasılığı varken Türkiye gibi ülkelerde bu oran oldukça fazla oluyor. Gün içinde her gün geçip gittiğiniz yollardan başlayarak hafta sonu kaçamağı için ziyaret ettiğiniz ormanın derinliklerine kadar çöp görüyorsunuz. İşin daha ilginç yanı ise sürekli “çöp atmak yasaktır” tabelası ile karşılaşmamız. Bu yazıda günlük hayatta hiç dikkatimizi çekmeyen çevre temalı levhalar ve onların geleceği hakkında düşünüp sonrasında daha temiz bir çevre için ne tarz çalışmalar yapılabilir onları sorgulamak istiyorum. Başlıca sebep olarak eğitimin kaçınılmaz olduğunu ağzımıza sakız yaparak başlayabiliriz.

Artan kurallar karşısında kuralsızlaşan toplumun dikkatini neler çeker?

Günler geçtikçe toplum olarak kendimizi özel ve kapalı mekanlarda daha çok vakit geçirirken buluyoruz ve bu kapalı mekanların bir özelliği de bizden belli davranış beklentilerinin olmasıdır. Kimse günün sonunda masasında içtiği içeceği bir anda yere atmıyor. Genel olarak olduğu masaya bırakıyor ve görevli kişi içecek çöpünü alıp çöp kutusuna atıyor. Ortalama kitleye baktığımızda mekanda oturan kişilerin çöp konusunda dışarıya göre daha titiz davrandığını gözlemleyebiliriz. Ancak bu kurallara uyum davranışı, kamusal alana gelindiğinde oldukça farklılaşıyor. Herkesin birbirine sorumluluklarının olması ya da yere çöp atmanın belirli bölgeler için yasak olduğunu gösteren tabelaların bile olması insanların davranışlarını değiştirebilecek seviye gelmiş değil. Peki biz kamusal alanda bunca uyarıya rağmen neden daha dikkatli değiliz?


Çevremize temiz bakmamız gerektiğini söyleyen onca tabelanın altındaki çöpler bize neler anlatıyor?

Şekil 1’de gösterildiği gibi, ne kadar ironik olursa olsun bazen çöplerin uğrak noktası tam olarak uyarı ya da yasak tabelaların dibinde oluyor. Peki bu duruma sadece sinirlenip geçmek yerine, ne tarz çözümler yaratabiliriz?

Winter ve proje ekibi, tabela yazılarını gerçek norm ve olması gereken norm olarak iki başlıkta incelemiş ve bu tabelalarda çoğunlukla olumsuz mesajların kullanıldığını göstermiştir (Winter et al., 1998).

Bu tarz olumsuz mesajların insan zihni üzerinde ters tepkiyle karşılaşma ihtimalini göz ardı etmemek gerekir. Bu ihtimale odaklanacak olursak, Cialdini ve ekibi; yasak mesajının, aynı zamanda ters tepkiyle sonuçlanabileceğine dikkat çekiyorlar (Cialdini et al., 1990). Ayrıca emir kipli uyarıların bireyde direnç etkisi yaratma ihtimali de önemli bulgular arasında. Peki gerçekten etrafımızda gördüğümüz tabelaların üslupları bizi ne derece etkiliyor? Birçoğumuzun, emir kipli tabela görünce çöpünü yere attığını düşünmüyorum. Dikkat çekmek gerekirse yapacağımız detay değişikliklerin çöp atma hedefinde çevreyi tertemiz yapacak gibi bir iddiası olmasa da üzerinde durmanın ve bu konuda bize yol gösterebilecek çalışmaları irdelemenin değerli olduğuna inanıyorum.

Öncelikli olarak tabelalarda kullandığımız dili, olumlayıcı olarak kullanmak bile çöpü çöp kutusuna atma oranını %30–40 oranında arttırdığı gözlemlenmiş (Cialdini et al., 1990). Olumlayıcı dil derken kastedilen ise “yere çöp atmayın” yerine “bu alandaki ziyaretçilerin çoğu çöplerini çöp kutusuna atıyor” veya “Sahil ziyaretçileri çöplerini, atık kutularına bırakıyor”. Ek olarak tabelalarda kullanılan dilin, çöpleri çöp kutularına atmada ne kadar etkili olduğunu incelemek için İngiltere’deki Looe limanında yapılan deneye göre; pozitif normlu mesajlar dikkate değer bir farkla yere çöp atmayı azaltmış denilebilir (Behaviour Change Cornwall).

Şekil 2’yi inceledikten sonra tabela konusundan biraz uzaklaşarak dikkatimi çeken ve önemli bulduğum başka bir faktöre, yani “müdahale” konusuna değinmek istiyorum. Bütün bu üslup değişmelerinin yanında bir de insanların yanında uyarıcı bir faktör bulunsaydı sonuçlar nasıl değişirdi?

Cingolani ve ekibi, Arjantin’de çeşitli sahillerde gönüllü bir görevli kullanıyorlar ve görevlinin davranışlarının, insanların çevreye çöp atma davranışlarını nasıl değiştirdiğine odaklanıyorlar. Bu deneyde ise iki tip davranış biçimi var.

İkna edici mesaj: Gruplara yaklaşıp çöplerini çöp kutularına atmaları konusunda nazik bir çağrıda bulunuyor.
Gösterici mesaj: Ziyaretçilerin gözü önünde yere atılmış çöpü toplayarak örnek oluyor.

Görevli kişi, iki farklı içerikteki davranışı beraber uyguluyor. Önce sahildeki grupları sözlü olarak uyardıktan sonra ardından sahildeki çöpleri toplamaya başlıyor. Sonuçlara göre, bu tarz bir müdahalenin sahildeki çöpleri %35 oranında azalttığı ise bulgular arasında (Cingolani et al., 2016).

Aslında ne kadar farkına varmasak da ortamda uyarıcı bir görevlinin olması bizim o mekandaki davranışlarımızda baskı hissetmemize yol açabilir. Buradaki baskı sadece insanı geren bir baskı olmak zorunda değil. Orada çalışan bir insana karşı sorumluluk hissetmemiz bile dediğim baskı hissine örnek oluşturabilir. Bu tarz bir etkinin çevre temizliği konusunda incelenmesi ve deneyi baz alırsam “olumlu” sonuç vermesi, yazının sonunda değineceğim topluca çöp toplama fikrime daha sıkı sarılmama sebep oldu diyebilirim.

Peki bu kısımda tabelalara ve görevli kişilerin etkilerine odaklansak bile başka yöntemler bulabilir miyiz? Ne tarz yaklaşımlar çevre temizliği ile ilgili farkındalık katabilir?


Eğitimin kendisini her alanda göstermesi

Yazının başında ne kadar eğitim dışındaki faktörleri incelemek istediğimi vurgulasam da işin dönüp dolaşıp aynı yere -eğitime- gelmesi bazen gerçeği hatırlatıyor. Ancak eğitim denilince aklımıza zorunlu eğitim gelse de işin bence daha önemli boyutu günlük hayatta yaşanıyor. İnsanları bir araya getirip sadece ders konularını onlara anlatmak (dayatmak) yeteri kadar etkili olmayabilir. Bu yüzden ihtiyacımız ortak bir farkındalık oluşturmak.

Günümüzde farkındalık oluşturmak için stant açmak ve insanlarla birebir konuşmak sıklıkla yapılan yöntemler arasında geliyor. Bu tarz bir adım atmak kesinlikle küçümsenecek bir şey değildir ancak etkili bir fark yaratılması isteniyorsa yapılacak etkinliklerin daha aktif işler dahilinde olması ve kişiye bu yaptıklarının sonucunda hızlı bir geri bildirim olarak dönmesi yapacağı aktiviteye daha bağlı hissetmesine yol açacaktır.

Aktif işler derken aslında oldukça basit etkinlikleri kastediyorum. En akla gelen örneklerden biri ise çöp toplamak. Çöp toplamak genelde birilerinin veya belediyenin desteği ile organize edilen en iyi ihtimal de ayda bir tekrarlanan bir olaydır. İnsanlar, bu tarz etkinlerde yeni ilişkiler edinmek yerine kendi arkadaş gruplarıyla etkinliğe katılmaya özen gösterirler. Bu yapılan etkinliklerdeki katılım oranı kendi içinde düzenli bir artışa sahip olmak zorunda değildir. Bazen 20 kişilik bir ekip olarak da yapılabileceği gibi zaman zaman 300 kişi ve üstüne çıkabildiği gözlemlenmiştir. Ancak katılım sayısının, etkinliğin yapılış biçimiyle bir ilgisi de ayrıca bulunmamaktadır. Bu tarz aktiviteler normal hayat akışı ile entegre olmadıkları için “arada bir yapılan değişik aktiviteler” arasında kendilerine isim bulabilirler. Ancak durumun böyle algılanması benim yaratmaya çalıştığım farkındalığın tam tersidir. Çöp toplama aktivitesinde bir değişiklik yapmadan, insanların algılayış biçimini ayda bir yapılan aktiviteden can sıkıntısında yapılacak aktiviteye ya da arkadaş bulmak için yapılacak sosyal bir aktiviteye dönüştürmenin mümkün olduğunu düşünüyorum.


Sosyal aktivite olarak çöp toplamak

Modern kentin insanı bireyselleştiren yapısı, zamanla bizi kendimize karşı yabancılaştırdığı kadar hayata ve çevreye de yabancılaştırıyor. Buna tepki olarak; insanın doğasında olduğu gibi tekrar topluluk anlayışına sığınması, Aytimur’un da ifade ettiği gibi, insanın kendisini ‘paylaşımsal’ bir sistemin içinde bulmasını sağlayacaktır. Bu paylaşımın ise sadece insan-insan arasında değil aynı zamanda doğa-insan arasında olması insanın farkındalık kazanmasında oldukça önemli roller oynayacaktır (Aytimur, 2024).

Burada çöp toplama aktivitesi, yukarıda bahsedilen topluluk anlayışını kurabilmek için oldukça basit ama etkili rollere sahip olabilir. Ayrıca unutmamak gerekir ki temel amacımız daha temiz bir çevre sağlamak. Bu sebeple başlarda, aktivitenin düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak oldukça önemlidir. Haftada bir ya da iki yapılacak çöp toplama aktivitesi, hem dikkat çekme bakımından hem de bu aktivitenin varsa kendi yanlışlarını düzeltmesi bakımından oldukça belirleyici bir işlev üstlenmektedir.

Yine başlarda çöp toplama aktivitesinin düzenini sağlamak için bir diğer önemli faktör çekirdek ekip yaratmaktır. Çekirdek ekip yaratmak, başlarda yaşanacak insan kıtlığını belirli bir süre için dengeleyecektir. Düzenli çekirdek ekibin düzenli çöp toplama aktivitesinin, en önemli katkısı ise dışarıdan oldukça dikkat çekecek olmasıdır. Belirtmem gerekir ki çekirdek ekip dediğimde az sayıda insan anlaşılmasın. Düzenli katılım sağlayacak insanları bulmak zaten uygulamaya geçmek için mühim bir adım ancak ekibin fazla sayıda insandan oluşması ekipteki kimi insanın müsait olmama durumunda bile hatırı sayılır insanın temelde katılım sağlayacağını gösterecektir. Fikrin ilkel aşamalarında ekipteki kişi sayısının 10 kişi civarında ya da üzeri bir sayıyla başlangıç yapması daha ideal bir ortam yaratacaktır. Bu sayı hem dikkat çekecek bir kalabalık yaratması açısından önemlidir hem de en sıkışık zaman koşulunda 2–3 kişinin katılım sağlayarak projenin sekteye uğramamasını sağlayacaktır.

Toparlayacak olursam, amacımız çöp toplama organizasyonunun algılanış biçimini değiştirmek. Bunu düzenli hâle getirmek için iki ana koşula ihtiyaç var. Etkinliği düzenli zaman aralıklarında gerçekleştirmek ve etkinliğe düzenli katılım sağlayacak çekirdek ekip kurmak.

Çöp toplamanın asıl farklı yanı ise insanların buraya yeni ilişkiler kurmak için katılım göstermesi olacaktır. Belirlenecek bir platform üzerinden iletişim ağına sahip olacak çekirdek ekibe, konuşma grubu yoluyla katılım sağlanabilecektir. Önceden planlanmış aktivitenin duyuruları bu grupta paylaşılacak olup diğer platformlar üzerinden de paylaşım yapılması daha fazla insanın duymasına sebep olacaktır.

Belirtmek isterim ki buradaki uygulamanın kattığı çevre bilinci başlarda kişi bazlı olmasına rağmen bir süre sonra toplu farkındalık yaratma ihtimali epey fazla. Cingolani’nin Arjantin’de gerçekleştirdiği deneyi ister istemez tekrarlamış oluyoruz. İnsanların çevrede bulunduğu saatlerde gerçekleştirilen çöp toplama etkinliği ister istemez ilgi çekecek ve burada insanlara bir sorumluluk yükleyecektir. Etkinliği gerçekleştiren gönüllü grup ise aynı deneydeki gibi insanlara kibar biçimde çöplerini çöp kutularına atmalarını söylerlerse deneydeki iki müdahaleyi de sağlamış oluyoruz. Toplu farkındalık ise zamanla bilincimize kazınmış olarak geri dönecektir diye inanıyorum. Kaydı tutulursa belki gerçekten yere çöp atma oranında düşüş sağlamış olabiliriz.

Artık yapılacak tek şey, çöp toplamanın gerçekleşeceği günü beklemek olacaktır. Kâr amacı gütmeyen bir etkinlik olduğu için katılacak insanların kendi çöp poşetlerini ve koruyucu eldivenlerini getirmesi finansal zorluk olmaması için küçük bir detaydır ama atlanılmaması gerekir. Çöp toplanılacak alanda buluşulduktan sonra katılanlar, ikişerli ya da üçerli ekiplere bölünüp muhabbet eşliğinde çöp toplamaya başlayabilirler. İkişerli ya da üçerli ekip olunması tarzında bir sayı zorunluluğu yoktur. Yine de aktivitenin arkadaş edinmek amacıyla da yapılıyor olmasından dolayı küçük ekiplerin bu konuda daha teşvik edici olduğuna inanıyorum.

Şunu da ifade etmem gerekir ki çekirdek ekip her şeyin sorumlusu demek değildir. Kurmaya çalıştığım aktivite dışarıdan ve içeriden olmak üzere bağımsız hareket edebilir. Buradaki mesele, birilerinde talimat beklemek değil; “Ben ne katabilirim?” diye düşünmek ve harekete koyulmak. Aynı şekilde bu yapıda kimse başkasından izin alarak hareket etmek zorunda değil. Elbette birbirimize danışıp fikir alışverişi yapacağız ama belirtmek istediğim bağımsız emeklerin sonucunda ortaya paylaşılabilen bir güzellik çıkarabilmemiz.

Daha fazla benzer şeyleri tekrar etmeye gerek yok. Önemli detayları vurgulamak gerekirse amacım sosyal aktivite olarak çöp toplamak. Bunun kişiye getirecek artıları ise aşağıdaki gibi olacaktır:

1- Çevre bilinci kazanmak

2- Yeni ilişkiler kurabilme fırsatı

3- Örgütlenebilmenin gücünü ve etkisini kavramak

4- Toplumda farkındalık uyandırmak

Bir diğer etki ise kuşkusuz daha temiz bir çevrede yaşamak olacaktır. Bu başlığa güçlendirici etki olarak çöp toplamayı daha oyunlaştırıcı şekilde sunmak pek tabii mümkündür. Ancak bunu başka bir yazıda daha detaylı ele almak konunun anlaşılmasını açısından daha olumlu olacaktır.

Özet ve kapanış

Özellikle üstünde durmaya çalıştığım ‘Daha temiz bir çevre nasıl olur?’ sorusunu bu yazıda, önce tabelaların farkındalık yaratmadaki etkisini inceleyerek ele aldım ve bunların yetersiz olduğu kanısına vardım. Sonrasında ise tabelalar üzerinde yapılacak detay bir değişikliğin yaratacağı etkiyi, belirli akademik çalışmalarla güçlendirmeye çalıştım. Ardından insan müdahalesinin tabelalardan farklı olarak insanları çevre konusunda nasıl etkilediğini yapılmış bir deney yardımıyla inceledim. Bu kısımdan sonra tabelaların ya da müdahalenin sadece kendi başlarına yetersiz geleceğini düşünerek kendi çözümlerimi üretmeye çalıştım. Yola çıktığım fikir şöyleydi: ‘İnsanları çevre konusunda nesne olarak incelemektense onları özne konumuna getirerek kendi bilinçlerini kendilerinin fark etmelerini sağlayabiliriz’. Aklıma gelen en önemli fikir, zaman zaman kendimde de duyumsadığım yalnızlık hissiyatını ortak fikirler ardında, yabancı insanları bir araya getirmekte buldum. Böylece aynı fikirlere sahip insanların bir araya gelmesi, hem çöp toplama aktivitesini daha bağlayıcı bir işleve dönüştürmekte hem de insanların kalan vakitlerinde de birlikte vakit geçirebilecek ‘kafa dengi’ arkadaşlıklar edinmelerini sağlamaktı. Bunca söylemin ardından böyle bir farkındalığı yaratmaya çalışmak öncelikle kendi görevimmiş gibi hissediyorum. Unutmamak gerekir ki Birleşmiş Milletler’in 28 Temmuz 2022 tarihli ve A/RES/76/300 sayılı kararı ile “Her bireyin temiz, sağlıklı ve sürdürebilir bir çevrede yaşama hakkı vardır” (Birleşmiş Milletler, 2022). Hakkımızı savunmak ve mücadeleyi sürdürmek ise en temel insan hakkımızdır. Buraya kadar yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Yeşilin, kaldırımlarda sıkışmadığı bir dünyada görüşmek üzere.


Kaynakça

Winter, P.L. et al. (1998) ‘An Analysis of Normative Messages in Signs at Recreation Settings,’ Journal of Interpretation Research, 3(1). https://doi.org/10.1177/109258729800300103.

Cialdini, R.B., Reno, R.R. and Kallgren, C.A. (1990) ‘A Focus Theory of Normative Conduct: Recycling the Concept of Norms to Reduce Littering in Public Places’, Journal of Personality and Social Psychology, 58, pp. 1015–1026. doi:10.1037/0022–3514.58.6.1015.

Behaviour Change Cornwall. (n.d.). Can We Nudge People to Recycle? [online] Available at: https://behaviourchangecornwall.co.uk/signs-to-stop-plastic/ [Accessed 23 Jun. 2025].

Cingolani, A.M., Barberá, I., Renison, D. and Barri, F.R. (2016). Can persuasive and

demonstrative messages to visitors reduce littering in river beaches? Waste Management, [online] 58, pp.34–40. doi:https://doi.org/10.1016/j.wasman.2016.08.028.

Aytimur, O. (2024) Antroposen’den ‘geriye’ (?) dönüş, Medium. Available at: https://medium.com/safsatanoktasi/antroposenden-geriye-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F-7078b543f208 (Accessed: May 2025).

United Nations General Assembly (2022) The human right to a clean, healthy and sustainable environment: UN General Assembly resolution A/RES/76/300. [online] Available at: https://digitallibrary.un.org/record/3982508 [Accessed 28 May 2025].