Küçükkuyu Yolunda

Utku, sanki lastik kampanyasından yararlanmak için bütün lastikleri tanınmaz hale getirmeye yemin etmiş gibiydi. Kendi arabamda arkada olmak garip hissettirmiyor da değil. Arka koltuk insanı hiç olamadım zaten. Midem bulanıyor bir kere. Yolun manzarası, beyaz yalanlar kadar güzeldi zaman zaman. Sağ olsun, Utku’nun sürüşü sayesinde odağımı güzelle buluşturamadım tabii ki.

Küçükkuyu Yolunda yazısına devam et

Cennetin Çilesi

Sıradan mazlum bir gecenin ardından çantasına (anahtarını çıkarmak için) elini soktu. Gözle görülmeyen sıradan eşyalarına, karambole bir şekilde dokunarak kendisinin evi dediği yere girişini sağlayacak metal parçasını buldu. Kapıyı gıdıklarmışçasına bir hareket yaparak kendi cennetinin kapısını araladı. Samimiyetsizliğin ve yalnızlığın olduğu karanlık ve ilgi çekici koridor onu karşılamıştı. “Cennet böyle olmamalıydı!” dedi kendine. Bir ayağı diğer ayağının ırzına geçmeye çalışırken elinde mevcut olan boş parmaklarıyla sarayının tek ışığını açmaya koyuldu. Kendisi gelmeden dedikodusu gelen ışıktan sonra keselerini masa üstüne boşaltıp ellerini suyla dans ettirmeye başladı. Sevgilisinin kucağına atlar gibi atladı yatağa. Yorgundu… Dünyayı boş verip o an kapatacaktı gözlerini. Ayağını rahatsız eden bir soğuk hissetti, titredi. Kapı açıktı…

Çevre ve Algı üzerine deneme

İnsanın olduğu her yerde çöp görme olasılığı varken Türkiye gibi ülkelerde bu oran oldukça fazla oluyor. Gün içinde her gün geçip gittiğiniz yollardan başlayarak hafta sonu kaçamağı için ziyaret ettiğiniz ormanın derinliklerine kadar çöp görüyorsunuz. İşin daha ilginç yanı ise sürekli “çöp atmak yasaktır” tabelası ile karşılaşmamız. Bu yazıda günlük hayatta hiç dikkatimizi çekmeyen çevre temalı levhalar ve onların geleceği hakkında düşünüp sonrasında daha temiz bir çevre için ne tarz çalışmalar yapılabilir onları sorgulamak istiyorum. Başlıca sebep olarak eğitimin kaçınılmaz olduğunu ağzımıza sakız yaparak başlayabiliriz.

Çevre ve Algı üzerine deneme yazısına devam et